Bugün YouTube’da rastgele açılan bir Cem Karaca şarkısı, ilk notasında alır götürür bizi…
Sadece bir ses değildir o; bir ağıt, bir başkaldırı, bir özlem…
Sahi, sesi gür olan her adam özgür müdür?
Haydi şimdi, bugünden düne uzanalım.
Pedallar değil, bu kez mikrofonlar çevrilecek; ezgiler ve sürgünler anlatacak…
Bir Sahnenin Perde Arkası: Doğuş
5 Nisan 1945… İstanbul’un gözbebeğinde, sanat ile harmanlanmış bir evde dünyaya geldi Cem Karaca.
Babası Azerbaycan kökenli tiyatrocu Mehmet İbrahim Karaca, annesi ise Türkiye’nin ilk Ermeni kadın tiyatrocularından Toto Karaca idi.
Yani Cem’in kimliği daha doğarken hem Doğu’ydu hem Batı; hem perde önüydü hem de kulis arkası.
Alman Lisesi’nde eğitim aldı. Henüz genç yaşlarda klasik müzik ile, blues ile tanıştı. Ama asıl tutkusunu Anadolu’nun kadim seslerinde buldu.
Zira onun kulakları saraylarda değil; taşrada çınlayan çığlıklara alışmıştı.

İlk Akorlar: Apaşlar ve Halkın Dili
1967 yılında “Apaşlar” grubu ile “Resimdeki Gözyaşları” adlı parçayı yayımladığında gençlikte büyük bir yankı uyandırdı.
Aynı yıl “Altın Mikrofon” yarışmasına katıldı ve “Emrah” adlı halk hikayesinden esinlenen parça ile dikkatleri üzerine çekti.
Cem Karaca, Batı’nın gitarını Anadolu’nun bağlaması ile evlendiren adamdı.
Onun sahnesinde hem blues notası hem bozkırın boğuk nefesi vardı.
1970’ler: Şarkıların Arasına Sıkışmış Politika
1974’te yazdığı “Tamirci Çırağı” aslında bir aşk şarkısı değil; emeğin ve sınıf mücadelesinin anlatımıydı.
Ardından gelen “Kerkük Zindanı”, “Deniz Üstü Köpürür” ve “Bu Son Olsun” gibi eserler ile iyice politikleşti.
1975’te Dervişan grubunu kurarak sadece müzikal anlamda değil, düşünsel olarak da yeni bir yol açtı.
Şarkıları artık konser salonlarından çok, meydanlarda yankılanıyordu.
Ancak Türkiye’nin karanlık dönemleri başlamıştı. Sağ-sol çatışmaları artarken onun sesi tehlikeli bulunmaya başladı.

1980 Darbesi ve Vatansızlık
1979’da Almanya konseri için yurt dışına gitti.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra ise Türkiye’ye dönmesi yasaklandı.
Hakkında tutuklama kararı çıktı, yurttaşlıktan çıkarıldı.
Üstelik medya onun için “vatan haini” manşetleri atıyordu.
Sürgün yıllarında “Bekle Beni” albümünü çıkardı.
Almanya’da, Köln sokaklarında yürürken bile gözleri hep Boğaz’ı arıyordu.
Sürgün, yalnızca fiziksel değil; kalbi bir kopuştu onun için.
Dört Kadın Bir Hayat
Sanat yaşamı boyunca birçok unutulmaz esere imza atan Cem Karaca, hayatı boyunca toplam beş kez evlilik yaptı. Her biri farklı dönemlere ve duygulara denk gelen bu evlilikler, sanatçının yaşamına damgasını vurdu.
Semra Özgür – İlk evliliğini 22 Aralık 1965’te, tiyatro sanatçısı Semra Özgür ile yaptı. Ancak bu evlilik çok uzun sürmedi.
Meriç Başaran – 1968 yılının sonunda Meriç Başaran ile bir ilişkiye başlayan Karaca, aynı yılın Ekim ayında evlendi. Bu ikinci evlilik de iki yıl sonra sona erdi.
Feride Balkan – 21 Ağustos 1972’de üçüncü evliliğini Feride Balkan ile yaptı. Bu birliktelikten 1976 yılında Emrah KARACA adında bir oğlu dünyaya geldi.
Semra Özgür (yeniden) – İlk eşiyle yolları tekrar kesişti. 5 Temmuz 1993’te Semra Özgür ile bir kez daha nikâh masasına oturdu.
İlkim Erkan (Karaca) – Cem Karaca’nın beşinci ve son evliliği, hayatının son döneminde İlkim Erkan ile gerçekleşti.
Bir Sesin Geri Dönüşü: Affedilmeyen Affı
1987 yılında, dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın girişimleri ile Türkiye’ye dönüş izni verildi.
Ancak o, dönüşüne sevinenler kadar yüz çevirenler ile de karşılaştı.
Bir zamanlar aynı meydanı paylaştığı dostları, artık onu başka bir dünyanın adamı olarak görüyordu.
Dönüşünün ardından “Raptiye Rap Rap” albümünü yayımladı. Ama o eski rüzgâr yoktu.
Yine de konserlerine devam etti, gençler ile buluştu, eski dostlara selam yolladı.
Ama içten içe biliyordu: “Geldiğim ülke aynı ülke değil.”
Ödüller ve Dipnotlar
1967 – Altın Mikrofon Yarışması – 2.lik ödülü
1971 – Hey Dergisi Yarışması – 1.lik ödülü
1972 – Hey Yılın Müzik Oskarları – Yılın Erkek Sanatçısı
1974 – Hey Dergisi – Yılın Bestesi: “Namus Belası”
1974 – Demokrat İzmir Gazetesi – Yılın Plağı: “Namus Belası”
1975 – Hey Yılın Müzik Oskarları – Yılın Erkek Sanatçısı
1975 – Altın Kelebek Ödülleri – Türk Batı Müziğinde Yılın Erkek Şarkıcısı
1975 – Ses Dergisi – Yılın Batı Müziği Sanatçısı
1976 – TGS İzmir Basın Ödülleri – Yılın Erkek Sanatçısı
1976 – TGS İzmir Basın Ödülleri – Başarılı Plak: “Kavga”
1977 – TGS İzmir Basın Ödülleri – Yılın Topluluğu: Dervişan
1977 – TGS İzmir Basın Ödülleri – Yılın Erkek Sanatçısı
1990 – 4. Altın Güvercin Şarkı Yarışması – Yorumcu Ödülü: “Kahya Yahya”
1990 – 4. Altın Güvercin Şarkı Yarışması – Söz Yazarı Ödülü: “Kahya Yahya”
1993 – Türk Pop Müziğinde 35 Yıl Etkinliği – Yılın Bestesi: “Namus Belası”
1995 – Bahçelievler Belediyesi – Basın Ödülü
1999 – Avrupa Gençlik Festivali – Kuzey Yıldız Ödülü
2000 – Gazeteci ve Yazarlar Vakfı – “Çeyrek Asrı Aşan Gurur Tablosu” Ödülü
2001 – Burç FM – Onur Ödülü

Son Sahnesi: Veda
2001’de geçirdiği kalp krizi sonrası sağlığı bozuldu.
Hayatının son dönemini İstanbul’da, mütevazı bir yaşamla geçirdi.
8 Şubat 2004… Kalp yetmezliği nedeni ile aramızdan ayrıldı.
Ardında yalnızca şarkılar değil, ülkenin iç sesi olarak kalacak bir vicdan bıraktı.
Bugünden Düne CEM KARACA
Eskiden adı “sakıncalı”ydı, şimdi halkın dilinde destan oldu.
Eskiden yasaklıydı, şimdi okullarda müzik tarihi dersi oldu.
Eskiden Almanya’da bir pansiyon odasında yalnız ağlardı, şimdi milyonlar onun için ağlıyor.
Eskiden mikrofonu susturulurdu, şimdi sesi her sokakta yankılanıyor.
Bir zamanlar “vatan haini” ilan edilen Cem Karaca, şimdi vatan toprağında dinleniyor.
Bir zamanlar bir şarkı yüzünden yargılanan bu adam, şimdi o şarkılarla yargı dağıtıyor gibi…
Cem Karaca
Nereden nereye…
Bugünden düne…
Yorum Yok