Günümüzde bir dosyayı bilgisayardan yazıcıya göndermek, saniyeler içinde elinizde basılı bir belge bulmak neredeyse sıradan bir eylem.
İster evinizdeki küçük bir inkjet (inkcet) yazıcıdan, ister ofisinizdeki devasa lazer (leyzır) cihazdan alın…
Bir “yazıcı” artık sessiz sedasız hayatın merkezinde. Belgeler, ödevler, sözleşmeler, fotoğraflar, hatta üç boyutlu nesneler bile bu sessiz makinelerden çıkıyor.
Ama bu konforun bugünkü hâli, uzun bir gelişim sürecinin ürünü.
Haydi gelin, bugünden düne uzanan bir yazıcı yolculuğuna çıkalım.
Matbaadan İlham Alan İlk Adımlar
Yazıcının temel fikri aslında matbaayla başladı.
15. yüzyılda Johannes Gutenberg’in matbaayı icat etmesi, bilgiye erişimde çığır açtı.
Ancak o dönemlerde baskı, yalnızca büyük ölçekte ve sabit içerikler için yapılabiliyordu.
Evlerde kullanılabilecek yazıcı fikri ise 20. yüzyılın ortalarında belirmeye başladı.
Teknolojinin hızla gelişmesiyle birlikte bilgisayarlarla birlikte kullanılabilecek bireysel baskı cihazlarına ihtiyaç doğdu.


1960’lar: Nokta Vuruşlu Yazıcıların Doğuşu
İlk modern yazıcı, 1968 yılında IBM (Ay-bi-em) tarafından geliştirilen dot matrix printer (dot metriks prıntır) oldu.
– Yazma işlemi, mürekkep şeridine vurularak yapılan nokta darbeleriyle gerçekleşiyordu.
– Oldukça gürültülüydü ama dönemin en hızlı baskı yöntemiydi.
– Yazılar genellikle pikselli, netlikten uzak ve düşük kalitedeydi.
Ancak bu yazıcılar, iş dünyasında ve bankacılıkta büyük devrim yarattı.
Belgeler artık elle yazılmak ya da daktiloda tek tek hazırlanmak zorunda değildi.
İşte bugünden düne bakıldığında, bu dönemin yazıcıları, dijitalden fiziksele geçişin ilk köprüsünü kurdu.


1980’ler: Mürekkep Püskürtmeler Ve Lazerli̇ Devri̇m
1984’te Hewlett-Packard (Hewlit Pakırd), yani HP firması, ilk inkjet printer (mürekkep püskürtmeli yazıcı) modelini piyasaya sürdü.
Bu yazıcı:
– Daha sessiz,
– Daha kaliteli,
– Daha uygun fiyatlıydı.
Aynı yıl Canon (Kenın) firması da lazer yazıcıyı tanıttı.
– Bu teknoloji, toner tozunu elektrostatik yolla kâğıda yapıştırarak baskı yapıyordu.
– Lazer yazıcılar, ofislerin vazgeçilmezi hâline geldi.
– Üstelik dakikada onlarca sayfa yazdırabiliyordu.
Bugünden düne bakarsak, bu yıllar yazıcının hem evlerde hem kurumlarda yaygınlaşmasının dönüm noktasıydı.


1990’lar – 2000’ler: Renkli̇ Baskı Ve Fotoğraf Dönemi̇
90’lı yıllarda yazıcılar artık sadece metin değil, görsel de basmaya başladı.
– Renkli mürekkep kartuşlarıyla basılan fotoğraflar, dijital fotoğraf makinelerinin tamamlayıcısı oldu.
– Evde fotoğraf baskısı, anıların duvarda yer bulmasını kolaylaştırdı.
Ayrıca çok fonksiyonlu yazıcılar (printer-scanner-fotokopi-faks hepsi bir arada) piyasaya çıktı.
Artık yazıcı sadece baskı değil;
– Belgeleri tarıyor,
– Fotokopi çekiyor,
– Faks gönderiyordu.
Yazıcı, evlerin ve iş yerlerinin dijital merkezine yerleşti.
Teknoloji küçüldükçe, cihazlar da masa üstünden avuç içine inmeye başladı.

2010 Sonrası: 3 Boyutlu Yazıcıların Yükseli̇şi̇
Son on yılda yazıcılar adeta evrim geçirdi.
3D Printer (Tri Di Prıntır) adı verilen üç boyutlu yazıcılar, yalnızca mürekkep değil, plastik, reçine, hatta çikolata ile baskı yapmaya başladı.
– Evde oyuncak üretiminden,
– Sağlıkta protez uzuv yapımına,
– Mimaride maket oluşturulmasına kadar birçok alanda devrim yarattı.
Yazıcı artık sadece “kâğıda yazı basan” bir cihaz değil;
Hayali gerçeğe dönüştüren bir üretim aracı oldu.
Bugünden düne baktığımızda, bu teknoloji sınırları kaldıran bir icada dönüştü.


Sonuç: Eski̇den Şi̇mdi̇ye, Bugünden Düne
Eskiden yazıcı, zır zır ses çıkaran ağır bir makineydi; şimdi sessiz, hızlı ve akıllı.
Eskiden yalnızca siyah beyaz metin basardı; şimdi 3 boyutlu heykel bile üretir.
Eskiden belgeleri çoğaltmak günler alırdı; şimdi saniyeler içinde, hem de kablosuz…
Yazıcı…
Bir zamanlar sadece ofiste duran bir aygıttı,
Şimdi evde, okulda, hastanede, hatta uzay istasyonlarında bile!
Nereden nereyeee…
Yorum Yok